Buradasınız

Hadis-i Şerif

Amir İbnu Şehr (Radıyallahu anh) naklediyor ki,
• Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (peygamber olarak ortaya) çıktığı zaman, Hamdan kabilesi bana:
- "Gidip şu adam hakkında araştırıp bize haber getirebilir misin? Şayet bizim adımıza memnun kalırsan biz de onu kabul ederiz, şayet beğenmediğin bir husus olursa biz de reddederiz" dediler.

Ben de:
- "Pekala!" dedim.

Yola çıkıp Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına kadar geldim. (Gördüm, inceledim ve) memnun kaldım.

Kavmim de Müslüman oldu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ümeyr Zi Merran'a şu mektubu yazdı.

Ravi devamla der ki:
- Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Malik İbnu Mirare er-Rehavi'yi Yemen'in tamamına (elçi olarak) yolladı. Akk Zü Hayvan Müslüman oldu.

Ravi devamla der ki:
- "Akk'a: "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e git, köyün ve malın için kendisinden eman al" dendi.

O da hemen Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e geldi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kendisine şu eman mektubunu yazdı:
- "Bismillahirrahmanirrahim, Allah'ın Resulü Muhammed'den Akk Zü Hayvan'a: "Eğer arazisinde, malında, kölesinde (İslam'a) sadık kalırsa, kendisine eman vardır, Allah'ın ve Allah'ın Resulü Muhammed'in garantisi vardır. Bu emanı Halid İbnu Said İbni'l-As yazdı."

Arapçası

عَنْ عَامِرِ بْنِ شَهْرٍ رَضِىَ ﺍللّٰهُ عَنْهُ قَالَ: [خَرَجَ رَسُولُ ﺍللّٰهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) فَقَالَتْ لِى هَمْدَانُ هَلْ أَنْتَ آتٍ هَذَا الرَّجُلَ وَمُرْتَادٌ لَنَا، فَإِنْ رَضِيتَ لَنَا شَيْئًا قَبِلْنَاهُ وَإِنْ كَرِهْتَ شَيْئًا كَرِهْنَاهُ. قُلْتُ: نَعَمْ. فَجِئْتُ حَتَّى قَدِمْتُ عَلَى رَسُولِ ﺍللّٰهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) فَرَضِيتُ أَمْرَهُ وَأَسْلَمَ قَوْمِى، وَكَتَبَ لِى رَسُولُ ﺍللّٰهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) هذَا الْكِتَابَ إِلَى عُمَيْرِ ذِى مَرَّانٍ. قاَلَ: وَبَعَثَ مَالِكَ بْنَ مِرَارَةَ الرَّهَاوِيَّ إِلَى الْيَمَنِ جَمِيعًا فَأَسْلَمَ عَكٌّ ذُو خَيْوَانَ. قَالَ: فَقِيلَ لِعَكٍّ انْطَلِقْ إِلَى رَسُولِ ﺍللّٰهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) وَخُذْ مِنْهُ الْأَمَانَ عَلَى قَرْيَتِكَ وَمَالِكَ. فَقَدِمَ: فَكَتَبَ لَهُ النَّبىُّ: بِسْمِ ﺍللّٰهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ مِنْ مُحَمَّدٍ رَسُولِ ﺍللّٰهِ لِعَكٍّ ذِى خَيْوَانَ إِنْ كَانَ صَادِقاً فِي أَرْضِهِ وَمَالِهِ وَرَقِيقِهِ فَلَهُ الْأَمَانُ، وَذِمَّةُ ﺍللّٰهِ وَذِمَّةُ مُحَمَّدٍ رَسُولِ ﺍللّٰهِ، وَكَتَبَ خَالِدُ بنُ سَعِيدِ ينِ الْعَاصِ]. أخرجه أبو داود .

Kaynak

Ebu Davud, Haraç 27, (3027)

Açıklama

1- İslâm'ın civarda duyulması ile, hâsıl olan aksülamelden bir kısmına güzel bir örnekle karşıkarşıyayız: Tecessüs, araştırma ve kendiliğinden Müslüman olma.

Ancak hemen belirtelim ki, bu vak’anın Mekke fethinden sonra cereyan etmiş olma ihtimali kuvvetli gözüküyor. Niçin böyle söylediğimizi belirteceğiz.

2- Hemdân, Yemen'de bir kabile adıdır. Hadisi rivayet eden Âmir İbnu Şehr el-Hemdânî, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın Yemen'e gönderdiği âmillerden biridir. Ebu Dâvud'da özetlenerek kaydedilen rivayet Ebu Ya'la'da teferruatlı olarak kaydedilmiştir: "Hemdân, Hakl denen (müstahkem) bir dağa sığınarak, orduların ulaşmasından emin kalmış bir yerdi. Allah onu, İranlılar gelinceye kadar (yabancı istilasından ) korumuştu.

Halk onlarla (İranlılar), Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın zuhuruna kadar savaşmaya devam etti. O zaman Hemdân halkı bana: "Ey Âmir İbnu Şehr, sen kendini bileliden beri meliklere nedimlik yaptın.

Şu adama da gidip bizim için araştırma yapabilir misin, bizim adımıza ne kabul edersen biz ona uyar, yerine getiririz.

Beğenmediğin bir şeyi de beğenmeyiz" dediler. Ben: "Pekâla" dedim. Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'a kadar geldim, yanında oturdum. Derken bir grup geldi ve: "Ey Allah'ın Resûlü! Bize nasihatta bulun!" dediler. Onlara: "Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Sakın Kureyş'in sözünü dinlemeyin, onların yaptıklarına çağırmayın" dedi. Bu nasihatle yetindim..."

3- Sadedinde olduğumuz rivayet Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın Zî Merrân'a yazdığı bir mektuptan bahseder, fakat mektubu kaydetmez.

Zî Merrân, Umeyr el-Hemdânî'nin lakabıdır. Bu zat, Mücâlid İbnu Saîd el-Hemdânî'nin ceddidir, İbnu'l-Esîr, Zehebî gibi bir kısım müellifler onun sahabi olduğunu belirtirler. Yukarıda zikri geçen mektupla ilgili rivayetini Taberânî şöyle kaydeder:

"Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın mektubu bize geldi. Şöyle yazıyordu: "Bismillahirrahmanirrahim, Allah'ın Resûlü Muhammed'den Umeyr Zî-Merrân'a ve Hemdân halkından Müslümân olanlara, size selam olsun. Ben kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a olan hamdimi size beyan ediyorum. Emmâ ba'd: İslâm'a girdiğiniz haberi, Rum diyarından geldiğimiz anda, bize ulaştı. Size müjdeler olsun, zira Allah, hidayetiyle sizi doğru yola sevketmiş bulunuyor.

Sizler, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehâdet ettiniz, namazı kıldınız, zekâtı edâ ettiniz mi, artık Allah ve Resûlü'nün, kanlarınız ve mallarınız üzerinde garantisi vardır. Keza üzerindeki halkı Müslüman olan bütün arazi dağıyla, sâhiliyle bu garantiye dâhildir, kimseye zulüm ve sıkıntı yapılmayacaktır.

Bilesiniz, sadaka ne Muhammed'e ne de ehl-i beytine helâl değildir. Mâlik İbnu Mirâre er-Rahâvî, kaybı (sırrı) korudu, emâneti (vazifeyi) edâ etti, mektubu (haberi) getirdi. Ona iyi davranmayı emrediyorum. Çünkü o, kavmi içinde itibarlı birisidir. Bu mektubu Ali İbnu Ebî Tâlib yazdı."[7]

4- Rivâyette Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın, Akk el-Hemdânî' ye de bir mektup yolladığı ifade edilmektedir. Zû Hayvân (veya Zî-Hayvan) Akk'ın lakabıdır.

Bezzâr'da gelen rivayette biraz daha Açıklamaya rastlanmaktadır: "Akk Zû Hayvân Müslüman oldu. Kendisine: "Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'a gitsen, adamların ve malın için bir emân alsan" dendi. Akk'ın orada bir köyü ve kölesi vardı. Akk, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'a gitti ve: "Ey Allah'ın Resûlü, (senin gönderdiğin elçi) Mâlik İbnu Mirâre er-Rahâvî bize geldi, İslâm'a davet etti. Biz de Müslüman olduk. Orada benim arazim ve kölelerim var. Bana yazılı bir emân beratı ver" dedi. Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) ona bir berat yazdı..."

5- Yazışma ile ilgili rivayetler, yazılı vesikaları sanki Hazreti Peygamber (Aleyhissalâtu Vesselâm) eliyle yazmış gibi bir üslupla ifade edilmektedir. Bu, yanlış anlamaya meydan vermemelidir. Kaydedilen örneklerde de görüldüğü üzere, bu mektupları Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın katiplari yazmaktadır, kendisi değil. Hepsinde olmasa bile çoğunda mektubu yazan kâtibin ismini en sonda görebilmekteyiz: "Bu mektubu.......... yazdı" diye.

Kategori

Ana kategori : Cihad bölümü
Alt kategori : Eman ve sulh