Buradasınız

Hadis-i Şerif

İbnu Mes'ûd radıyallahu anh anlatıyor: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki: "Uğursuzluk çıkarmak şirktir, uğursuzluk çıkarmak şirktir, uğursuzluk çıkarmak şirktir. (İktiyarsız kalbine uğursuzluk vehmi gelip içinde bazı şeylere karşı neferet duyan) hariç bizden kimsede bu yoktur. Lakin Allah onu tevekkülle giderir."

Arapçası

وعن ابن مسعود رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: [قَالَ رَسُولُ اللّهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ): الطِّيَرَةُ شِرْكٌ قَالَهَا ثَلاثاً، وَمَا مِنَّا إﻻَّ. وَلكِنَّ اللّه يُذْهِبُهُ بِالتَّوَكُّلِ]. أخرجه أبو داود والترمذي .

Kaynak

Ebu Davud, Tıbb 24, (3910), Tirmizi, Siyer, 47, (1614)

Açıklama

1- Burada uğursuzluğa inanmak şirk ilan edilmektedir. Âlimler şöyle izah ederler: "Bir kimsenin kendisine zarar veren, fayda celbeden şeyler olduğuna inanması sebebiyle şirke düşer. Eğer bir de bu inancın mûcibiyle amel ederse sanki Allah'a şirk koşmuş olur ve buna şirk-i hafî denir. Bir de Allah dışında bir şeyin müstakillen zarar ve fayda vereceği itikadına düşerse bu şirk-i celî olur." el-Kâdî der ki: "Resulullah bunu şirk olarak isimlendirdi, çünkü Araplar uğursuz addettikleri şeyi kötülüğün hâsıl olmasında müessir bir sebep biliyorlardı. Esasen esbaba tesir vermek şirk-i hafîdir. Buna bir de cehâlet ve kötü itikad inzimâm edince durumun ne olacağı açıktır.

2- Resûlullah'ın "uğursuzluk çıkarmak şirktir" diye üç kere tekrarı, mesele hususundaki zecri mübalağalı kılmak, müessiriyeti artırmak içindir.

3- Hadîsin sonunda, kalbe eski alışkanlıktan ötürü veya ihtiyarsız olarak uğursuzluk düşüncesinin ârız olması sebebiyle hâsıl olacak zarar vehiminin Allah'a tevekkül sayesinde bertaraf olacağı belirtiliyor.

Kategori