Buradasınız

Hadis-i Şerif

Sa'd İbnu Ebi Vakkas (Radıyallahu Anh) naklediyor ki,

• Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ben yanında otururken, bir grub insana ihsanda bulundu. Ancak onlardan benim daha çok hoşlandığım birine hiçbir şey vermedi.

Ben: "Falanca ile aranızda ne var (ona niye vermedin)? Allah'a kasem olsun, ben onu mü'min görüyorum!" dedim.

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Müslüman (görüyorum de!)" buyurdu. Sa'd (dayanamayıp) bu kanaatini üç kere söyledi.

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) da her seferinde aynı şekilde karşılıkta bulundu.

Sonuncu sefer şunu ekledi: "Ben, nazarımda daha sevgili olana hiçbir şey vermezken, yüzü üstü ateşe düşeceğinden korktuğum insanı kurtarmak için ona ihsanda bulunurum (ihsanda bulunmam sevgime ölçü değildir)"

Arapçası

وعن سعد بن أبى وقاص رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: [أعْطى رسولُ اللّهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) رَهْطاً وَأنَا جَالِسٌ فَتََرَكَ مِنْهُمْ رَجُلًا هُوَ أعْجَبَهُمْ إلىَّ. فقُلْتُ مَالَكَ عَنْ فُلانٍ؟ وَاللّهِ إنِّى ﻻٔرَاهُ مُؤمِناً. فقَالَ رسولُ اللّه (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ): أوَ مُسْلِماً. ذَكَرَ ذلِكَ سَعْدٌ ثَلَاثاً فَأجَابَهُ بِمِثْلِ ذلِكَ. ثُمَّ قالَ: إنِّى ﻻٔعْطِى الرَّجُلَ. وَغَيْرُهُ أحَبُّ إلىَّ مِنْهُ خَشْيَةَ أنْ يُكَبَّ في النَّارِ عَلى وَجْهِهِ]. أخرجه الخمسة إلا الترمذى.

Kaynak

Buhari, Zekat 3, İman 53, Müslim, İman 236, (150), Ebu Davud, Sünnet 16, (4685), Nesai, İman 7, (8,103,104)

Açıklama

1- Bazı Açıklamalarda Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın ihsanda bulunmadığı şahıs Cuayl İbnu Sürâka el-Gıfârî'dir. Ashab-ı Suffa'dandır. İlk Müslüman olanlardan olup Uhud'a katılmıştır. Benî Kureyza Gazvesi'nde gözünden isabet almıştır. Çirkin yüzlüdür. Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın övgüsüne mazhar olmuş sahabilerdendir. Maddî bakımdan fakirdir. Benî Müstalik Seferi sırasında Hazreti Peygamber (Aleyhissalâtu Vesselâm), Cuayl'i Medine'de vekil bırakmıştır.

2- Bir rivayette, yukarıdaki hâdise şöyle nakledilir:

Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'a:

"Akra' İbnu Hâbis, Uyeyne İbnu Hısn (gibilere) yüz deve verdin de (gerçekten muhtaç olan) Cuayl'e vermedin!" dendi de, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) şu cevabı verdi:

"Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun Cuayl, yeryüzü dolusu Uyeyne ve el-Akra' gibilerden daha hayırlıdır. Ancak ben, Müslüman olmaları için bu ikisinin kalbini kazanmaya çalıştım."

Bu rivayet, Said İbnu Ebî Vakkas (radıyallahu anh)'ın anlatığı vak' anın, Huneyn Savaşı'nda elde edilen ganimeti dağıtırken, Mekke fethiyle yeni Müslüman olanlara, Hazreti Peygamber (Aleyhissalâtu Vesselâm)'in onları İslâm'a kazanmak için -ganimet tevziindeki mutad kaidenin dışına çıkarak- bol bol vermesi hâdisesiyle ilgisini göstermektedir. Ancak Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın ihsanda bulunduğu kimseler, bu sonuncu rivayette zikredilen iki kişiden ibaret olmamalıdır. Nitekim hadiste geçen raht, sayıca ondan aşağı, üçten fazla ve kadın bulunmayan cemaat demektir. Mamafih müteakiben gelecek olan 1116 numaralı hadis de bir fikir verecektir.

3- Hazreti Peygamber (Aleyhissalâtu Vesselâm)'in "Mü'min deme, "müslim" de!" şeklindeki müdâhalesini bazı âlimler: "İman, gaybî bir durumdur, halini iyice araştırmadan bu hususta kesin bir hüküm vermektense ihtiyatlı davranıp, zahirî duruma göre hükmetmek daha uygundur." "Müslim" hükmü zâhire göredir, binaenaleyh böyle demek, ihtiyatlı olmaya daha uygundur" diye yorumlamışlardır.

4- Gerçek vak'a şudur: Hazreti Peygamber (Aleyhissalâtu Vesselâm) müellefe-i kulûb'ten olan bir gruba bol bol verip de Cuayl'e vermeyince Sa'd İbnu Ebî Vakkas (radıyallahu anh) gerek fakirlik ve gerekse iman durumunu çok iyi bildiği bu zâta vermeyişine tahammül edemeyerek, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'a gelip -bir rivayette gizlice- "Buna niye vermiyorsun, vallahi ben onu mü'min biliyorum" diye hatırlatma ve şehâdette bulunur.

Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın "Müslim biliyorum de!" şeklindeki cevabını tatminkâr bulamayan Sa'd, taleblerini tekrarlar. Bu ısrar karşısında Hazreti Peygamber (Aleyhissalâtu Vesselâm) en sonunda Cuayl'in nazarındaki değerini ve ona vermeyişinin asıl sebebini açıklar: "Ben nazarımda daha sevgili olana hiçbir şey vermezden, yüz üstü ateşe düşeceğinden korktuğum insanı kurtarmak için ona ihsanda bulunuyorum!"

Bu cevapla Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) hem Cuayl (radıyallahu anh)'e olan sevgisini, hem de öbürlerinin irtidâd etmesinden korktuğunu ifade etmiş olmaktadır. Nitekim bu siyâset sayesinde, maddî kazanç cazibesiyle İslâm'a giren pekçok kimse, bilâhere İslâm'ı samimiyetle benimsemişler, kritik anlarda irtidada tevessül etmemişlerdir

Kategori

Ana kategori : Cihad bölümü
Alt kategori : Ganimetler ve fey