Buradasınız
Hadis-i Şerif
• Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'la Hayber Kalesine indik. Beraberinde başka birçok Müslüman da vardı. Hayber'in sahibi (lideri) cebbar, mütekebbir birisi idi.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek:
- "Ey Muhammed! Sizin eşeklerimizi kesmeye, meyvelerimizi yemeye, kadınlarımızı dövmeye hakkınız mı var?" dedi.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu sözlere öfkelenerek emretti:
- "Ey İbnu Avf, merkebine bin ve şöyle nida et: "Haberiniz olsun, cennet sadece mü'minlere helaldir, namaz kılmak üzere toplanın!" Ravi, devamla, der ki: "Cemaat toplandı.
• Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara namaz kıldırdı. Sonra da kalkıp şunları söyledi:
- "Sizden biri, (rahat) koltuğuna kurulup, Allah'ın sadece şu Kur'an'da yazdıklarını mı haram ettiğini sanıyor?
* Haberiniz olsun, vallahi ben (Allah'ın yasaklarını) duyurdum, (Kur'an'da olmayan hayırlar) emrettim, birçok şeylerden sizleri yasakladım, bunlar, Kur'an'ın bir misli kadar ve belki de daha çoktur.
* Allah Teala hazretleri, Ehl-i Kitabın evlerine izinsiz girmenizi helal kılmamıştır.
* Kadınları dövmenizi,
* Borçlarını (olan cizyeyi) verdikten sonra meyvelerini yemenizi de helal kılmamıştı."
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek:
- "Ey Muhammed! Sizin eşeklerimizi kesmeye, meyvelerimizi yemeye, kadınlarımızı dövmeye hakkınız mı var?" dedi.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu sözlere öfkelenerek emretti:
- "Ey İbnu Avf, merkebine bin ve şöyle nida et: "Haberiniz olsun, cennet sadece mü'minlere helaldir, namaz kılmak üzere toplanın!" Ravi, devamla, der ki: "Cemaat toplandı.
• Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onlara namaz kıldırdı. Sonra da kalkıp şunları söyledi:
- "Sizden biri, (rahat) koltuğuna kurulup, Allah'ın sadece şu Kur'an'da yazdıklarını mı haram ettiğini sanıyor?
* Haberiniz olsun, vallahi ben (Allah'ın yasaklarını) duyurdum, (Kur'an'da olmayan hayırlar) emrettim, birçok şeylerden sizleri yasakladım, bunlar, Kur'an'ın bir misli kadar ve belki de daha çoktur.
* Allah Teala hazretleri, Ehl-i Kitabın evlerine izinsiz girmenizi helal kılmamıştır.
* Kadınları dövmenizi,
* Borçlarını (olan cizyeyi) verdikten sonra meyvelerini yemenizi de helal kılmamıştı."
Arapçası
عَنِ الْعِرْبَاضِ بْنِ سَارِيَةَ السُّلَمِيِّ رَضِىَ ﺍللّٰهُ عَنْهُ قَالَ: [نَزَلْنَا مَعَ رَسُولِ ﺍللّٰهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) قَلْعَةَ خَيْبَرَ وَمَعَهُ مَنْ مَعَهُ مِنَ المُسْلِمِينَ وَكَانَ صَاحِبُ خَيْبَرَ رَجُلاً مَارِداً مُتَكبِّراً فَأَقْبَلَ إِلَى النَّبِيِّ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) فَقَالَ يَا مُحَمَّدُ: أَلَكُمْ أَنْ تَذْبَحُوا حُمُرَنَا وتَأْكُلُوا ثَمَرَنَا وَتَضْرِبُوا نِسَاءَنَا؟. فَغَضِبَ رَسُولُ اللهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) وَقَالَ: يَا ابْنَ عَوْفِ ارْكَبْ فَرَسَكَ ثُمَّ نَادِ: إنَّ الْجَنَّةَ لاَ تَحِلُّ إِﻻَّ لِمُؤْمِنٍ، وَأَنِ اجْتَمَعُوا لِلصَّلاَةِ، فَاجْتَمَعُوا ثُمَّ صَلَّى بِهِمْ ثُمَّ قَامَ فقَالَ: أَيَحْسَبُ أَحَدُكُمْ مُتَّكِئاً عَلَى أَرِيكَتِهِ قَدْ يَظُنُّ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى لَمْ يُحَرِّمْ شَيْئاً إِﻻَّ مَا فِي الْقُرْآنِ؟ أَلاَ وَإِنِّى وَاللَّهِ لَقَدْ وَعَظْتُ وَأَمَرْتُ وَنَهَيْتُ عَنْ أَشْيَاءَ إِنَّهَا لَمِثْلُ الْقُرْآنِ أَوْ أَكْثَرُ، وَإِنَّ اللَّهَ تَعَالَى لَمْ يُحِلَّ لَكُمْ أَنْ تَدْخُلُوا بُيُوتَ أَهْلِ الْكِتَابِ إِلاَّ بِإِذْنٍ، وَﻻَ ضَرْبَ نِسَائِهِمْ وَﻻَ أَكْلَ ثِمَارِهِمْ إذَا أَعْطُوا الَّذِى عَلَيْهِمْ]. أخرجه أبو داود .
Kaynak
Ebu Davud, Haraç 33, (3050)
Açıklama
1- Rivâyetten anlaşıldığı üzere, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ı bu konuşmayı yapmaya sevkeden âmil, Hayberli liderin sert târizidir.
Bu târizden, Hayber'e gelen Müslümanların, Hayber Yahudilerine ait bahçelerden meyve kopardıkları, eti henüz haram edilmemiş bulunan eşeklerinden kesmiş oldukları, bu davranışlara mâni olmak isteyen kadınları dövdükleri anlaşılmaktadır.
2- Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), Sâhib-u Hayber'in şikâyeti üzerine, şikâyet edene değil, askerlere kızıp, nasihat etmek üzere topluyor, namaz kıldırıp, arkadan yaptığı konuşmada şu hususlara dikkat çekiyor.
1) İslâm'ın vazettiği haram ve helâl listesi, Kur'ân'da gelenlerden ibâret değildir. Kendisi de Kur'ân-ı Kerim'de açıklananların sayısına denk, hatta daha fazla miktarda haram ve helâl beyan etmiştir, böyle bir yetkiye sahiptir.
Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın Kur'ân-ı Kerim'i "tebliğ" ve "tebyin" (= Açıklama) vazifesinden başka bir de "teşrî" yani ahkâm koyma vazifesi olduğunu, bizzat Kur'ân-ı Kerim, mükerrer âyetleriyle haber vermektedir.
2) "(Rahat) koltuğuna kurulup..." tâbiriyle Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın "câhilâne.." demek istediği belirtilmiştir. Yani ilim için hocaya gitme, seyâhat etme gibi meşakkatlere katlanmadan, ilim öğrenme çilesi çekmeden, konforla döşenmiş, binbir lüks ile tezyin edilmiş evinde oturduğu yerde, kolaydan kendine göre hüküm yürütüp ahkâm kesecekler ve zannedecekler ki, din, Kur'ân'dan ibarettir.
Haram ve helâli öğrenmekte, dini anlamakta Kur'ân yeterlidir. Aliyyu'l-Kârî, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın burada, dinî meseleler karşısında titizlik göstermeyen, müreffeh, mütekebbir ve cebbâr kimselerin hallerini tasvir ettiğine dikkat çeker.
Hemen belirtelim ki, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) bu vasıfta insanların zuhur edeceğini ümmete haber vermeye ayrı bir ehemmiyet atfetmiştir. Onlar hakkında mükerrer uyarıların hadiste vârid olması, bunların münferid şahıslar değil, kıyamete kadar sıkça görülebilecek, ciddî tahribatlar bile yapabilecek bir "zümre" olacağına delil olmaktadır.
3) Ehl-i zimme (gayr-i müslim vatandaşlar), İslâm memleketinde mal, can, ırz yönleriyle emniyet altındadır. İzni olmadan evine girilemez, malına, canına dokunulamaz. Cizye denen vergisini verdiği müddetçe bu temel haklardan istifade eder, kanunun, devletin korunması ve himayesi altındadır
Bu târizden, Hayber'e gelen Müslümanların, Hayber Yahudilerine ait bahçelerden meyve kopardıkları, eti henüz haram edilmemiş bulunan eşeklerinden kesmiş oldukları, bu davranışlara mâni olmak isteyen kadınları dövdükleri anlaşılmaktadır.
2- Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), Sâhib-u Hayber'in şikâyeti üzerine, şikâyet edene değil, askerlere kızıp, nasihat etmek üzere topluyor, namaz kıldırıp, arkadan yaptığı konuşmada şu hususlara dikkat çekiyor.
1) İslâm'ın vazettiği haram ve helâl listesi, Kur'ân'da gelenlerden ibâret değildir. Kendisi de Kur'ân-ı Kerim'de açıklananların sayısına denk, hatta daha fazla miktarda haram ve helâl beyan etmiştir, böyle bir yetkiye sahiptir.
Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın Kur'ân-ı Kerim'i "tebliğ" ve "tebyin" (= Açıklama) vazifesinden başka bir de "teşrî" yani ahkâm koyma vazifesi olduğunu, bizzat Kur'ân-ı Kerim, mükerrer âyetleriyle haber vermektedir.
2) "(Rahat) koltuğuna kurulup..." tâbiriyle Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın "câhilâne.." demek istediği belirtilmiştir. Yani ilim için hocaya gitme, seyâhat etme gibi meşakkatlere katlanmadan, ilim öğrenme çilesi çekmeden, konforla döşenmiş, binbir lüks ile tezyin edilmiş evinde oturduğu yerde, kolaydan kendine göre hüküm yürütüp ahkâm kesecekler ve zannedecekler ki, din, Kur'ân'dan ibarettir.
Haram ve helâli öğrenmekte, dini anlamakta Kur'ân yeterlidir. Aliyyu'l-Kârî, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın burada, dinî meseleler karşısında titizlik göstermeyen, müreffeh, mütekebbir ve cebbâr kimselerin hallerini tasvir ettiğine dikkat çeker.
Hemen belirtelim ki, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) bu vasıfta insanların zuhur edeceğini ümmete haber vermeye ayrı bir ehemmiyet atfetmiştir. Onlar hakkında mükerrer uyarıların hadiste vârid olması, bunların münferid şahıslar değil, kıyamete kadar sıkça görülebilecek, ciddî tahribatlar bile yapabilecek bir "zümre" olacağına delil olmaktadır.
3) Ehl-i zimme (gayr-i müslim vatandaşlar), İslâm memleketinde mal, can, ırz yönleriyle emniyet altındadır. İzni olmadan evine girilemez, malına, canına dokunulamaz. Cizye denen vergisini verdiği müddetçe bu temel haklardan istifade eder, kanunun, devletin korunması ve himayesi altındadır
Kategori
Ana kategori : Cihad bölümü
Alt kategori : Eman ve sulh