Buradasınız
Hadis-i Şerif
Osman İbnu Ebi Hazım, babası vasıtasıyla dedesi Sahr (Radıyallahu Anh)'dan rivayet ediyor:
• "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Taife karşı gazveye çıkmıştı. Sahr bunu işitir işitmez, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e imdad etmek üzere bir grup atlıyla hareket etti.
Ancak, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ı fetih yapmadan geri dönmüş buldu.
Sahr, o gün Allah'a yemin ederek:
- "Şu Kasr, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın hükmüne boyun eğmedikçe kuşatmayı kaldırmayacağım" dedi ve oradan ayrılmadı. Nihayet içeridekiler Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın hükmüne boyun eğdiler.
Sahr, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şöyle yazarak durumu bildirdi:
- "Emma ba'd: Ey Allah'ın Resulü! Sakif senin hükmüne boyun eğmiştir. Ben, onları süvariler arasında getiriyorum."
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
- "Es-salatu Camiatun" diye nida edilmesini emretti. Kahraman (yani Sahr) için: "Rabbim, şu kahramana atlarını adamlarını mübarek kıl!" diye on kere dua etti. Derken halktan bir grup Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın yanına geldi.
Muğire İbnu Şu'be söz alıp:
- "Ey Allah'ın Resulü! Sahr, halamı yakaladı. Halbuki halam Müslümanların girdiği şeye (imana) girmişti" dedi.
Resululah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları çağırıp:
- "Ey Sahr, bir kavm Müslüman oldu mu, artık kanlarını da mallarını da korumuş olurlar. Muğire'ye halasını iade et!" dedi. O da kadını ona iade etti.
Sahr, Beni Süleym'e ait olan bir suyu Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den istedi. Beni Süleym, İslam'dan kaçarak bu suyu terketmişti.
Sahr:
- "Ey Allah'ın Resulü, beni ve kavmimi oraya yerleştir!" dedi.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
- "Pekala!" dedi ve onu oraya yerleştirdi:
Sonra Süleymiler Müslüman oldular ve Sahr'a gelip suyu kendilerine iade etmesini söylediler.
Sahr, buna imtina edince Süleymiler, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e başvurdular:
- "Ey Allah'ın Resulü, biz Müslüman olduk, suyumuzu idde etmesi için Sahr'a geldik. O imtina edip vermedi" dediler.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sahr'ı çağırttı. Gelince: "Ey Sahr, bir kavm Müslüman olunca mallarını ve kanlarını korurlar, bunlara sularını geri ver!" diye emretti.
Sahr:
- "Başüstüne ey Allah'ın Resulü!" dedi.
Ravi der ki:
- "Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın yüzünün bu sırada suyu Sahr'dan geri almaktan duyduğu haya sebebiyle genç kızın yüzü gibi kızardığını gördüm."
• "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Taife karşı gazveye çıkmıştı. Sahr bunu işitir işitmez, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e imdad etmek üzere bir grup atlıyla hareket etti.
Ancak, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ı fetih yapmadan geri dönmüş buldu.
Sahr, o gün Allah'a yemin ederek:
- "Şu Kasr, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın hükmüne boyun eğmedikçe kuşatmayı kaldırmayacağım" dedi ve oradan ayrılmadı. Nihayet içeridekiler Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın hükmüne boyun eğdiler.
Sahr, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e şöyle yazarak durumu bildirdi:
- "Emma ba'd: Ey Allah'ın Resulü! Sakif senin hükmüne boyun eğmiştir. Ben, onları süvariler arasında getiriyorum."
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
- "Es-salatu Camiatun" diye nida edilmesini emretti. Kahraman (yani Sahr) için: "Rabbim, şu kahramana atlarını adamlarını mübarek kıl!" diye on kere dua etti. Derken halktan bir grup Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın yanına geldi.
Muğire İbnu Şu'be söz alıp:
- "Ey Allah'ın Resulü! Sahr, halamı yakaladı. Halbuki halam Müslümanların girdiği şeye (imana) girmişti" dedi.
Resululah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları çağırıp:
- "Ey Sahr, bir kavm Müslüman oldu mu, artık kanlarını da mallarını da korumuş olurlar. Muğire'ye halasını iade et!" dedi. O da kadını ona iade etti.
Sahr, Beni Süleym'e ait olan bir suyu Hazreti Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den istedi. Beni Süleym, İslam'dan kaçarak bu suyu terketmişti.
Sahr:
- "Ey Allah'ın Resulü, beni ve kavmimi oraya yerleştir!" dedi.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
- "Pekala!" dedi ve onu oraya yerleştirdi:
Sonra Süleymiler Müslüman oldular ve Sahr'a gelip suyu kendilerine iade etmesini söylediler.
Sahr, buna imtina edince Süleymiler, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e başvurdular:
- "Ey Allah'ın Resulü, biz Müslüman olduk, suyumuzu idde etmesi için Sahr'a geldik. O imtina edip vermedi" dediler.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Sahr'ı çağırttı. Gelince: "Ey Sahr, bir kavm Müslüman olunca mallarını ve kanlarını korurlar, bunlara sularını geri ver!" diye emretti.
Sahr:
- "Başüstüne ey Allah'ın Resulü!" dedi.
Ravi der ki:
- "Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın yüzünün bu sırada suyu Sahr'dan geri almaktan duyduğu haya sebebiyle genç kızın yüzü gibi kızardığını gördüm."
Arapçası
عَنْ عُثْمَانَ بْنِ أَبِي حَازِمٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ صَخْرٍ رَضِىَ ﺍللّٰهُ عَنْهُ: [أَنَّ رَسُولَ ﺍللّٰهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) غَزَا ثَقِيفًا، فَلَمَّا سَمِعَ بِذَلِكَ صَخْرٌ رَكِبَ فِي خَيْلٍ يُمِدُّ رَسُولُ ﺍللّٰهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) فَوَجَدَهُ وَقَدِ انْصَرَفَ وَلَمْ يَفْتَحْ فَجَعَلَ صَخْرٌ رَضِىَ ﺍللّٰهُ عَنْهُ حِينَئِذٍ عَهْدَ ﺍللّٰهِ وَذِمَّتَهُ أَنْ لَا يُفَارِقَ القَصْرَ حَتَّى يَنْزلُوا عَلَى حُكْمِ رَسُولِ ﺍللّٰهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) فَلَمْ يُفَارِقْهُمْ حَتَّى نَزَلُوا عَلَى حُكْمِ رَسُولِ ﺍللّٰهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ)، فَكَتَبَ إِلَيْهِ صَخْرٌ: أَمَّا بَعْدُ فإِنَّ ثَقِيفاً قَدْ نَزَلُوا عَلَى حُكْمِكَ يَا رَسُولَ ﺍللّٰهِ، وَإِنِّى مُقْبِلٌ بِهِمْ فِي خَيْلٍ. فَأمَرَ رَسُولُ ﺍللّٰهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) بِالصَّلَاةِ جَامِعَةً. فَدَعَا لِأَحْمَسَ عَشْرَ دَعَوَاتٍ: اَللَّهُمَّ بَارِكْ لِأَحْمَسَ فِي خَيْلِهَا وَ رِجَالِهَا، وَأَتَاهُ الْقَوْمُ فَتَكَلَّمَ الْمُغِيرَةُ بْنُ شُعْبَةَ. فَقَالَ يَا رَسُولَ ﺍللّٰهِ: إِنَّ صَخْرًا أَخَذَ عَمَّتِى وَقَدْ دَخَلَتْ فِيمَا دَخَلَ فِيهِ الْمُسْلِمُونَ فَدَعَاهُ فَقَالَ: يَا صَخْرُ إِنَّ الْقَوْمَ إِذَا أَسْلَمُوا أَحْرَزُوا دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ فَادْفَعْ إِلَى الْمُغِيرَةِ عَمَّتَهُ فَدَفَعَهَا إِلَيْهِ، وَسَأَلَ نَبِيُّ ﺍللّٰهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ): مَاءً كانَ لِبَنِى سُلَيْمٍ قَدْ هَرَبُوا عَنِ الْإِسْلَامِ وَتَرَكُوا ذَلِكَ الْمَاءَ فَقَالَ: يَا نَبِيَّ ﺍللّٰهِ أَنْزِلْنِيهِ أَنَا وَقَوْمِي قَالَ نَعَمْ فَأَنْزَلَهُ وَأَسْلَمَ يَعْنِي السُّلَمِيِّينَ فَأَتَوْا صَخْرًا فَسَأَلُوهُ أَنْ يَدْفَعَ إلَيْهِمْ ذلِكَ الْمَاءَ فَأَبَى. فَأَتَوْا النَّبِيَّ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) فَقَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ أَسلَمْنَا فَأَتَيْنَا صَخْرًا لِيَدْفَعَ إِلَيْنَا مَاءَنَا فَأَبَى عَلَيْنَا فَدَعَاهُ: فَقَالَ يَا صَخْرُ إِنَّ الْقَوْمَ إِذَا أَسْلَمُوا أَحْرَزُوا دِمَاءَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ فَادْفعْ إِلَيْهِمْ مَاءَهُمْ. قَالَ: نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ؛ وَرَأَيْتُ وَجْهَ رَسُولِ ﺍللّٰهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) يَتَغَيَّرُ عِنْدَ ذَلِكَ حُمْرَةً حَيَاءً مِنْ أَخْذِ الْجَارِيَةِ، وَأَخْذِهِ المَاءَ]. أخرجه أبو داود .
Kaynak
Ebu Davud, Haraç 36, (3067)
Açıklama
1- Hicrî sekizinci senenin Şevval ayında cereyan eden Taif'in fethiyle ilgili bir vak'a anlatılmaktadır. Sahr, Ebu Hazm Sahr İbnu'l-Ayle İbni Abdillah el-Becelî el-Ahmesî'dir. Kûfe'de yerleşmiştir, Begavî, "Sahr'ın bundan başka rivayeti yok" der.
2- Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın Sahr'a suyu geri vermesini söylemesi, hukukî bir vecibe olarak değil, gönüllerini hoş etmek içindir. Zira fıkhen, esas şudur: Kâfir, malını bırakıp kaçınca ele geçirildi mi artık bu, fey olur. Bir kere, fey oldu mu ona Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) temellük eder. Burada da öyle olmuş, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) temellük eder. Burada da öyle olmuş, Resulullah (Aleyhisselam) suyu Sahr'a bağışlamıştı, artık bu mülkün, Müslüman olmalarıyla onlara geçmesi mümkün değildi. Ancak, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), suyu, Sahr'ın rızasıyla ondan alarak, eski sâhiplerine, onların İslâm'a kazanılması, dine bağlılıklarının artırılması için iâde etti. Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın suyu iâde emrinin bu mahiyette olduğunun en iyi delili, emri verirken yüzünün kızarmasıdır.
Bu emirle Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), aslında fıkhî bir hukukun iadesini emretmemiş, bir atıfette bulunmasını söylemiştir. Sahr (radıyallahu anh) da bu emri hemen yerine getirmiştir.
Muğîre İbnu Şu'be'nin halasını iâde emri de bu mahiyette olması kuvvetle muhtemeldir. Nitekim Huneyn Savaşı'nda ele geçirilen Huneynli kadınlar da âilelerine, karşılıksız iâde edilmeye Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) tarafından teşvik edilmiş ve bunda muvaffak olmuştur.
Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), çok sayıdaki askerin rızasını alarak, gönül hoşluğuyla bu meselenin halline hususî gayret göstermiştir. Keza Müreysî Gazvesi'nde ele geçirilen Benî Müstalik esirleri de bu yolla bağışlanarak gönülleri kazanılmıştır.
2- Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın Sahr'a suyu geri vermesini söylemesi, hukukî bir vecibe olarak değil, gönüllerini hoş etmek içindir. Zira fıkhen, esas şudur: Kâfir, malını bırakıp kaçınca ele geçirildi mi artık bu, fey olur. Bir kere, fey oldu mu ona Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) temellük eder. Burada da öyle olmuş, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) temellük eder. Burada da öyle olmuş, Resulullah (Aleyhisselam) suyu Sahr'a bağışlamıştı, artık bu mülkün, Müslüman olmalarıyla onlara geçmesi mümkün değildi. Ancak, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), suyu, Sahr'ın rızasıyla ondan alarak, eski sâhiplerine, onların İslâm'a kazanılması, dine bağlılıklarının artırılması için iâde etti. Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın suyu iâde emrinin bu mahiyette olduğunun en iyi delili, emri verirken yüzünün kızarmasıdır.
Bu emirle Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), aslında fıkhî bir hukukun iadesini emretmemiş, bir atıfette bulunmasını söylemiştir. Sahr (radıyallahu anh) da bu emri hemen yerine getirmiştir.
Muğîre İbnu Şu'be'nin halasını iâde emri de bu mahiyette olması kuvvetle muhtemeldir. Nitekim Huneyn Savaşı'nda ele geçirilen Huneynli kadınlar da âilelerine, karşılıksız iâde edilmeye Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) tarafından teşvik edilmiş ve bunda muvaffak olmuştur.
Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), çok sayıdaki askerin rızasını alarak, gönül hoşluğuyla bu meselenin halline hususî gayret göstermiştir. Keza Müreysî Gazvesi'nde ele geçirilen Benî Müstalik esirleri de bu yolla bağışlanarak gönülleri kazanılmıştır.
Ravi
Kategori
Ana kategori : Cihad bölümü
Alt kategori : Eman ve sulh