Buradasınız
Hadis-i Şerif
Hz. Ebu Said (Radıyallahu Anh) naklediyor ki;
• Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün şöyle dedi:
- "Kim Rabb olarak Allah'tan, din olarak İslam'dan, peygamber olarak Muhammed'den razı ise ona cennet vacib olmuştur."
Bu söz hayretime gitti ve:
- "Ey Allah'ın Resulü, bir kere daha tekrar eder misiniz?" dedim. Aynen tekrar etti ve arkadan da şunu söyledi.
"Bir başka şey daha var ki, Allah, onun sebebiyle, kulun cennetteki makamını yüz derece yüceltir. Bu derecelerden ikisi arasındaki uzaklık sema ile arz arasındaki mesafe gibidir."
Ben:
- "Öyleyse bu nedir?" dedim.
Şu cevabı verdi:
- "Allah yolunda cihad, Allah yolunda cihad, Allah yolunda cihad."
• Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün şöyle dedi:
- "Kim Rabb olarak Allah'tan, din olarak İslam'dan, peygamber olarak Muhammed'den razı ise ona cennet vacib olmuştur."
Bu söz hayretime gitti ve:
- "Ey Allah'ın Resulü, bir kere daha tekrar eder misiniz?" dedim. Aynen tekrar etti ve arkadan da şunu söyledi.
"Bir başka şey daha var ki, Allah, onun sebebiyle, kulun cennetteki makamını yüz derece yüceltir. Bu derecelerden ikisi arasındaki uzaklık sema ile arz arasındaki mesafe gibidir."
Ben:
- "Öyleyse bu nedir?" dedim.
Şu cevabı verdi:
- "Allah yolunda cihad, Allah yolunda cihad, Allah yolunda cihad."
Arapçası
وعن أبى سعيد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قال: [قال رسولُ اللّه (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ): مَنْ رَضِىَ بِاللّهِ رَبّاً، وَبِا لإسلاَمِ ديناً، وَبِمُحَمَّدٍ رَسُولاً وَجَبَتْ لَهُ الجَنَّةُ. فَعَجِبْتُ لَهَا. فَقُلْتُ: أعِدْهَا عَلىّ يَا رَسُولَ اللّهِ فَأعَادَهَا. ثُمَّ قَالَ: وَأخْرَى يَرْفَعُ اللّهُ بِهَا الْعَبْدَ مِائَةَ دَرَجَةٍ في الجَنّةِ، مَا بَيْنَ كُلِّ دَرَجَتَيْنِ كَما بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأ رْضِ. قُلتُ: وَمَا هِىَ يَا رسُولَ اللّهِ؟ قالَ: الجِهَادُ في سَبِيلِ اللّهِ، الجِهَادُ في سَبِيلِ اللّهِ، الجِهَادُ في سَبِيلِ اللّهِ]. أخرجه مسلم والنسائى .
Kaynak
Müslim, İmaret 116, (1884), Nesai, Cihad 18, (6,19-20)
Açıklama
Bu hadiste, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm), cihad sebebiyle mü' minin kazanacağı derecelerin yüksekliğini belirtmektedir. Âlimler, hadiste zâhirî mânanın kastedilmiş olabileceği gibi, kinaye yoluyla mânevî mertebelerin kastedilmiş olabileceğini de söylerler.
Zâhir esas alınırsa, derecelerden murad, görünürde birbirlerinden yüksek olan menziller, makamlardır. Bu ise, başka hadislerde, ehlü'lguraf'la ilgili olarak belirtildiği üzere cennet menzillerinin vasfıdır.
Zira dışı içinden, içi dışından görünecek olan cennet köşklerinde (guraf) oturacak olanlar birbirlerini "parlak yıldızlar" olarak seyredeceklerdir:
إنَّ اَهْلَ الجَنَّةِ لَيَتَرَاءَوْنَ فِى الْجَنَّةِ اَهْلَ الْغُرَفِ كَمَا تَرَاءَوْنَ الْكَوْكَبَ الدُرِّىَّ الْغَارِبَ فِى اُفُقِ الطَّالِعِ فِي تَفَاضُلِ اَهْلِ الدَّرَجَاتِ. فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللّهِ اُولئِكَ النَّبِيُّونَ؟ فَقَالَ # بَلَى وَالَّذِى نَفْسِى بِيَدِهِ وَأقْوَامٌ آمَنُوا بِاللّهِ وَصَدَّقُوا الرُّسُلَ
"Cennet ehli, guraf ehlini farklı dereceleri içinde seyredecekler, tıpkı, sizin doğu ufkunda batmakta olan parlak bir yıldızı seyrettiğiniz gibi." Dinleyenler: "Ey Allah'ın Resûlü bunlar peygamberler midir?" diye sordular. Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm): "Evet, dedi. Nefsimi kudret elinde tutan Zât'a yemin ederim, onlar Allah'a inanıp peygamberleri tasdik eden kimselerdir."
Şu halde bu ve benzeri rivayetler, sadedinde olduğumuz hadisi zâhirine göre anlamamıza imkân tanımaktadır. Ancak, buradaki dereceleri manevî dereceler olarak anlamak da mümkündür. Uhrevî hakikatleri gerçeğiyle kavramaya beşer olarak muktedir değiliz. İnanırız, mahiyeti için: "Allahu a'lem bi'ssevâb" (doğruyu Allah bilir) deriz.
Kadı İyâz şöyle der: "Allah'ın cennet ehline lutfettiği nimetler, kerametler, beşer aklına gelmeyecek kadar farklı ve çeşitlidir. Bunların birbiri arasındaki farklar da büyüktür. Fazilet ve kıymetce, aralarında sema ile arz arasındaki mesafe kadar üstünlükler vardır. Ancak önceki ihtimal (zâhirî mâna) daha kavidir."
Zâhir esas alınırsa, derecelerden murad, görünürde birbirlerinden yüksek olan menziller, makamlardır. Bu ise, başka hadislerde, ehlü'lguraf'la ilgili olarak belirtildiği üzere cennet menzillerinin vasfıdır.
Zira dışı içinden, içi dışından görünecek olan cennet köşklerinde (guraf) oturacak olanlar birbirlerini "parlak yıldızlar" olarak seyredeceklerdir:
إنَّ اَهْلَ الجَنَّةِ لَيَتَرَاءَوْنَ فِى الْجَنَّةِ اَهْلَ الْغُرَفِ كَمَا تَرَاءَوْنَ الْكَوْكَبَ الدُرِّىَّ الْغَارِبَ فِى اُفُقِ الطَّالِعِ فِي تَفَاضُلِ اَهْلِ الدَّرَجَاتِ. فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللّهِ اُولئِكَ النَّبِيُّونَ؟ فَقَالَ # بَلَى وَالَّذِى نَفْسِى بِيَدِهِ وَأقْوَامٌ آمَنُوا بِاللّهِ وَصَدَّقُوا الرُّسُلَ
"Cennet ehli, guraf ehlini farklı dereceleri içinde seyredecekler, tıpkı, sizin doğu ufkunda batmakta olan parlak bir yıldızı seyrettiğiniz gibi." Dinleyenler: "Ey Allah'ın Resûlü bunlar peygamberler midir?" diye sordular. Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm): "Evet, dedi. Nefsimi kudret elinde tutan Zât'a yemin ederim, onlar Allah'a inanıp peygamberleri tasdik eden kimselerdir."
Şu halde bu ve benzeri rivayetler, sadedinde olduğumuz hadisi zâhirine göre anlamamıza imkân tanımaktadır. Ancak, buradaki dereceleri manevî dereceler olarak anlamak da mümkündür. Uhrevî hakikatleri gerçeğiyle kavramaya beşer olarak muktedir değiliz. İnanırız, mahiyeti için: "Allahu a'lem bi'ssevâb" (doğruyu Allah bilir) deriz.
Kadı İyâz şöyle der: "Allah'ın cennet ehline lutfettiği nimetler, kerametler, beşer aklına gelmeyecek kadar farklı ve çeşitlidir. Bunların birbiri arasındaki farklar da büyüktür. Fazilet ve kıymetce, aralarında sema ile arz arasındaki mesafe kadar üstünlükler vardır. Ancak önceki ihtimal (zâhirî mâna) daha kavidir."
Ravi
Kategori
Ana kategori : Cihad bölümü
Alt kategori : Cihad ve mücahidlerin faziletleri