Buradasınız

Hadis-i Şerif

Ya'la İbnu Mürre (Radıyallahu Anh)'nin anlattığına göre: "Bir grup Ashab, Resulullah'la birlikte Aleyhissalâtu vesselâm'ın davet edildiği bir yemeğe gittiler. Yolda, Hüseyin'e rastladılar, çocuklarla oynuyordu. Ya'la der ki: "Resulullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) (çocuğu görünce) ilerleyip cemaatin önüne geçip (onu  tutmak için) ellerini açtı. Çocuk ise sağa sola kaçmaya başladı. Resulullah da onu takliden sağa sola koşarak, tutuncaya kadar peşinde koştu. Yakalayınca ellerinden birini çenesinin altına  diğerini de ensesine koyup öptü ve: "Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim! Kim Hüseyin'i severse Allah da onu sevsin. Hüseyin sıbt'lardan bir sıbttır (torun)!" buyurdu."

Arapçası

حَدّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ حُمَيْدِ بْنِ كَاسِبٍ. ثَنَا يَحْيى بْنُ سَلِيمٍ، عَنْ عَبْدِاللّهِ بْنِ عُثْمَانَ ابنِ خُثَيْمٍ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أبِي رَاشِدٍ؛ أنَّ يَعْلَى بْنَ مُرَّةَ حَدَّثَهُمْ أنَّهُمْ خَرَجُوا مَعَ النَّبِيِّ ( صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) إلى طَعَامٍ دُعُوا لَهُ. فَإذَا حُسَيْنٌ يَلْعَبُ فِي السِّكَّةِ. قَالَ: فَتَقَدَّمَ النَّبِيُّ ( صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) أمَام َالْقَوْمَ، وَبَسَطَ يَدَيْهِ. فَجَعَلَ الْغُلَامُ يَفِرُّ ههُنَا وَههُنَا. وَيُضَاحِكُهُ النَّبِيُّ( صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) حَتّى أخَذَهُ. فَجَعَلَ إحْدَى يَدَيْهِ تَحْتَ ذَقَنِهِ، وَاﻻٔخْرَى فِي فَأسِ رَأسِهِ فَقَبَّلَهُ. وَقَالَ: «حُسَيْنٌ مِنِّى، وَأنَا مِنْ حُسَيْنٍ. أحَبَّ اللّهُ مَنْ أحَبَّ حُسَيْناً. حُسَيْنٌ سِبْطٌ مِنَ اﻻٔسْبَاطِ».حَدّثَنَا عَلِىُّ بْنُ مُحَمّدٍ. ثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ مِثْلَهُ.

في الزوائد: إسناده حسن. رجاله ثقات .

Kaynak

İbnu Mace Sünen (144) - Hds :(6025)

Açıklama

Açıklama:

1- Hadis, Resulullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın, torunu Hazreti Hüseyin'e karşı ne kadar kuvvetli bir sevgi beslediğini göstermektedir. Bediüzzaman, Resulullah'ın, torunları olan Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin'e karşı izhar ettiği fevkalâde sevginin aradaki kan bağından gelen bir sevgiden ziyade, ileride onların nesillerinden gelip İslam'a büyük hizmet verip, ümmete her hususta rehberlik edecek büyük zatlar sebebiyle olduğunu söyler. Yani o Nebevî ilgi ve sevgi, onların nübüvvet vazifesine olacak hizmetleri sebebiyledir, o küçüklere olan sevgide onların neslinden gelecek büyüklere olan takdirlerinin, sevgilerinin tezahürü vardır.

2- Hadiste çocukların öpülmesine hem cevaz ve hem de teşvik vardır. Bu hadisin açıklanması sadedinde İslam uleması öpmenin çeşitlerini şöyle belirtirler:

* Ta'zim öpmesi: Mü'minin, saygı duyduğu büyükleri öpmesi gibi

* Şefkat öpmesi: Çocuğun kendi ana ve babasını öpmesi gibi.

* Merhamet öpmesi: Baba ve annenin kendi çocuğunu öpmesi gibi.

* Şehvet öpmesi: Kişinin eşini öpmesi gibi.

* Muhabbet öpmesi: Kardeşlerinin birbirlerinin yanağını öpmesi gibi.

* Dinî öpmek: Haceru'l-Esved'in öpülmesidir.

Şehvet öpmesi zevczevce arasında caizdir, onun dışında caiz değildir.

3- Hüseyin için sıbt tabirinin kullanılmış olmasına gelince: Sıbt torun demektir. Hüseyin esbattan bir sıbttır demekle, Resulullah'ın Hüseyin'le olan beraberliğini ifade etmeyi kastettiği belirtilmiştir: Hüseyin, Resulullah'a torun olmaya layık, onun hakkını verecek bir şahsiyettir. Bazı alimler sıbtı "kabile" manasında anlayarak, hadisi Hazreti Hüseyin'in neslinin devam edip çoğalacağına hamletmişlerdir. Sıbt kelimesinin ümmet manasına da kullanıldığını nazar-ı dikkate alan alimler, Hazreti Hüseyin'in hayır sıfatlarda kemale erdiğini gözönüne alarak "O kendi başına müstakil bir ümmettir" demişlerdir. Ayet-i kerimede de Hazreti İbrahim müstakil bir ümmet olarak tavsif edilmiştir. "Şüphesiz İbrahim hak dine yönelen, Allah'a itaate devam eden, bütün güzel vasıfları nefsinde cem eden bir ümmet idi" (Nahl 120). Resulullah da bazı şahısları "tek başına bir ümmet" olarak tavsif etmiştir.