Buradasınız
Hadis-i Şerif
İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Hazreti Ömer Radıyallahu Anh Hayber'de (ganimetten) bir arazi sahibi oldu. (Bunu tasadduk etmesini emreden bir rüyayı üst üste üç gün görmesi üzerine) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e, gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Ben Hayber'de bir tarlaya sahip oldum. Şimdiye kadar yanımda böylesine değerli bir arazim hiç olmadı. Bu tarla için bana ne emir buyurursunuz?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam: "Dilersen onun aslını (Allah için) hapset ve [gelirini] tasadduk et!" buyurdular. Bunu üzerine Hazreti Ömer Radıyallahu Anh araziyi tasadduk etti ve aslının satılamayacağını ve satın alınamayacağını, varis olunamayacağını, hibe edilemeyeceğini söyledi. Ravi der ki: "Ömer bu araziyi fakirlere, akrabalara, kölelere, Allah yolunda harcamalara ve yolculara bağışladı -Bir rivayette misafirlere de denmiştir-. Onun işlerini üzerine alanın ondan maruf üzere yemesinde veya bir dostuna yedirmesinde bir beis yoktur, yeter ki, malı kendine sermaye yapmasın."
Arapçası
عن ابن عمر رَضِيَ اللّهُ عَنهما قال: [أصَابَ عُمَرُ رَضِيَ اللّهُ عَنهُ أرْضاً بِخَيْبَرَ فأتَى النّبيّ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) فقَالَ: يَا رَسُولَ اللّهِ! إنّي أصَبْتُ أرْضاً بِخَيْبَرَ لَمْ أُصِبْ مَالًا قَطُّ هُوَ أنْفَسُ عِنْدِي مِنْهُ فَمَا تَأمُرُنِي بِهِ؟ قَالَ: إنْ شِئْتَ حَبَّسْتَ أصْلَهَا وَتَصَدَّقْتَ بِهَا قَالَ: فَتَصَدَّقَ بِهَا عُمَرُ رَضِيَ اللّهُ عَنهُ أنَّهُ يُبَاعُ أصْلُهَا، وَﻻَ تُبَاعُ، وَﻻَ تَوُرثُ وَﻻَ تُوَهبُ. قَالَ: فَتَصَدَّقَ عُمَرُ في الْفُقَرَاءِ، وَفِي الْقُرْبَى، وَفِي الرِّقَابِ، وَفِي سَبِيلِ اللّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ. زَاد في رواية: وَالضّيْفِ. لا جُنَاحَ عَلى مَنْ وَلِيَهَا أنْ يَأكُلُ مِنْهَا بِالْمَعْرُوفِ أوْ يُطْعِمَ صَدِيقاً غَيْرُ مُتَأثِّلٍ مَالًا]. أخرجه الخمسة.
«المُتَأثِّلُ» الذي يدّخر المال ويقتنيه .
«المُتَأثِّلُ» الذي يدّخر المال ويقتنيه .
Kaynak
Buhari, Şurut 19, Vesaya 28, İman 33, Müslim, Vasiyyet 15, (1632), Ebu Davud, Vesaya 13, (2878), Tirmizi, Ahkam 36, (1375), Nesai, Ahbas 1, (6, 230), İbnu Mace, Sadakat 4, (2396)
Açıklama
Hazreti Ömer'in vakfettiği bu nefis arazi ganimet yoluyla kendisine intikal etmiş, ancak o yeni iştiralarla normal hissesini genişletmiştir. Araziyi vakfedince Hazreti Ömer, gelirinin, şartına uygun olarak tasarruf yetkisini kızı Hazreti Hafsa'ya bırakır, ondan sonra da Hazreti Ömer ailesinden büyüklere verilmesini belirtir. Bazı rivayetlere göre, bu vakfiyenin metni şöyledir:
"Emîru'lmü'minîn, Allah'ın kölesi Ömer'in, Semğ adlı arazi hakkında yazdığı namedir. Bunun tedviri yaşadığı müddetçe Hafsa'yadır. Hafsa onun gelirini Allah'ın gösterdiği yerlere infak edecektir. Hafsa vefat edince (arazinin tedviri) onun ehlinden re'y sahibi olan birine geçecektir."
Hazreti Ömer, üst üste üç gün gördüğü rüya üzerine bu değerli arazisini vakfetmeye karar verir. Rivayetler, rüyada onun Semğ'i tasadduk etme emrini aldığını belirtir. Şunu da belirtelim ki, Hazreti Ömer'in vakfı sadece Semğ değildir. Değerce ondan geri kalmayan Sırma İbnu'l-Ekva arazisini de vakfetmiştir. Ahmed İbnu Hanbel'in bir rivayetine göre اَوَّلُ صَدَقَةٍ اىْ مَوْقُوفَةٍ كَانَتْ فِي الإسْلَامِ صَدَقَةَ عُمَرَ "İslam'da vakıf şeklinde yapılan ilk sadaka Hazreti Ömer'in sadakasıdır."
İbnu Hacer, "Cahiliye devrinde vakıf var mı, bilmiyoruz" der. İmam Şafii, vakfın Müslümanlara ait bir hususiyet olduğunu söylemiştir
"Emîru'lmü'minîn, Allah'ın kölesi Ömer'in, Semğ adlı arazi hakkında yazdığı namedir. Bunun tedviri yaşadığı müddetçe Hafsa'yadır. Hafsa onun gelirini Allah'ın gösterdiği yerlere infak edecektir. Hafsa vefat edince (arazinin tedviri) onun ehlinden re'y sahibi olan birine geçecektir."
Hazreti Ömer, üst üste üç gün gördüğü rüya üzerine bu değerli arazisini vakfetmeye karar verir. Rivayetler, rüyada onun Semğ'i tasadduk etme emrini aldığını belirtir. Şunu da belirtelim ki, Hazreti Ömer'in vakfı sadece Semğ değildir. Değerce ondan geri kalmayan Sırma İbnu'l-Ekva arazisini de vakfetmiştir. Ahmed İbnu Hanbel'in bir rivayetine göre اَوَّلُ صَدَقَةٍ اىْ مَوْقُوفَةٍ كَانَتْ فِي الإسْلَامِ صَدَقَةَ عُمَرَ "İslam'da vakıf şeklinde yapılan ilk sadaka Hazreti Ömer'in sadakasıdır."
İbnu Hacer, "Cahiliye devrinde vakıf var mı, bilmiyoruz" der. İmam Şafii, vakfın Müslümanlara ait bir hususiyet olduğunu söylemiştir
Ravi
Kategori
Ana kategori : Vakıf bölümü
Alt kategori : Vakıf hakkında