Buradasınız
Hadis-i Şerif
Abdullah İbnu Muğaffel (radıyallâhu anh) anlatıyor: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) parmakla çakıl atmayı yasakladı ve: "O, avı öldürmez, düşmanı paralamaz, ancak göz patlatır, diş kırar!" buyurdu.
Arapçası
وعن عبداللّه بن مغفل رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: [نَهَى رسولُ اللّهِ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) عَنِ الخَذْفِ، وقالَ: إنَّهُ لا يَقْتُلُ الصَّيْدَ، وَﻻَ يَنْكَأُ الْعَدُوَّ. وَإنَّهُ يَفْقَأُ الْعَيْنَ ويَكْسِرُ السِّنَّ]. أخرجه الخمسة إ الترمذي.
«الخذف» بالخاء المعجمة: رميك حصاة أو نواة تأخذها بين سبابتيك أو تأخذ خشبة فترمي بها بين إبهامك والسبابة.
«وَنَكأتُ العودَ» إذا قشرْتَهُ، والنَّكْءُ في الجُرْحِ مُسْتَعَارُ مِنْهُ .
«وفقأتُ العَيْنَ» إذا شقَقْتَهَا وَبِخَصْتَهَا .
«الخذف» بالخاء المعجمة: رميك حصاة أو نواة تأخذها بين سبابتيك أو تأخذ خشبة فترمي بها بين إبهامك والسبابة.
«وَنَكأتُ العودَ» إذا قشرْتَهُ، والنَّكْءُ في الجُرْحِ مُسْتَعَارُ مِنْهُ .
«وفقأتُ العَيْنَ» إذا شقَقْتَهَا وَبِخَصْتَهَا .
Kaynak
Buhari, Edeb 122, Tefsir, Feth 5, Zebaih 5, Müslim, Sayd 54, (1954), Ebu Davud, Edeb 178, (5270), Nesai, Kasame 37, (8, 47)
Açıklama
Dilimize umumiyetle sapan diye çevrilen hazf'ı, lügatçiler iki parmak arasından çakıl veya çekirdek gibi küçük cisimleri fırlatmak olarak tarif ederler: Baş parmağın iç kısmı ile şehadet parmağının dış ucu arasında fırlatma. Mihzafe (sapan) denen âletle küçük taşların atılması da aynı masdarla ifade edilir. Bu atışların hiçbirisi av üzerinde yara açacak, kan akıtacak mahiyette değildir. Büyük hayvanlara sadece eziyet verir. Küçükleri öldürse de kan akıtmayacağı için, o av yenmez. Şu halde göz çıkarma, diş kırma nev'inden hasıl edeceği sakatlamalar av hayvanına işkenceden başka bir zarar vermez. Bu sebeplerle Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) parmak ve sapanla çakıl fırlatmayı, taş atmayı yasaklamıştır.
Bazı şârihler, helâl olan avlama tarzını bizzat Kur'an-ı Kerim'in tayin ettiğini belirtirler:
"Ey iman edenler! Gıyabında kendisinden kimin korktuğunu ortaya koymak için (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle, Allah andolsun ki sizi imtihan eder" (Maide 94).
Şu halde âyet, avlamada "elle tutmayı" "rimâh" yani "mızraklarla öldürmeyi" esas almaktadır. Mızrağın zikri, avın yaralayıcı aletle olması gereğine işarettir. Taş atmakla, sopa vurmakla öldürülen av helâl olmaz. Bu çeşit öldürülene mevkûze denir, temiz değildir, necistir, yenmez. Mevkûze'nin yenebilmesi için ölmezden önce ayrıca bıçak vurulması, kan akıtılması gerekir. Bıçak yetişmeden, darbe tesiriyle ölen hayvan yenmez
Bazı şârihler, helâl olan avlama tarzını bizzat Kur'an-ı Kerim'in tayin ettiğini belirtirler:
"Ey iman edenler! Gıyabında kendisinden kimin korktuğunu ortaya koymak için (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle, Allah andolsun ki sizi imtihan eder" (Maide 94).
Şu halde âyet, avlamada "elle tutmayı" "rimâh" yani "mızraklarla öldürmeyi" esas almaktadır. Mızrağın zikri, avın yaralayıcı aletle olması gereğine işarettir. Taş atmakla, sopa vurmakla öldürülen av helâl olmaz. Bu çeşit öldürülene mevkûze denir, temiz değildir, necistir, yenmez. Mevkûze'nin yenebilmesi için ölmezden önce ayrıca bıçak vurulması, kan akıtılması gerekir. Bıçak yetişmeden, darbe tesiriyle ölen hayvan yenmez