Buradasınız
Hadis-i Şerif
Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Halk öyle çetin devirler yaşayacak ki, o zaman zenginler, kendilerine emredilmediği halde, cimriliklerinden, ellerindekileri çok sıkı tutacaklar. Cenab-ı Hakk: "Aranızdaki fazileti unutmayın" buyurmaktadır (Bakara 237).
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da şunları yasaklamıştır: Bey'u'lmuzdar'ı, bey'u'lgarâr'ı, (meçhûlün satışı) ve salâhı ortaya çıkmadan meyve satışını."
"Halk öyle çetin devirler yaşayacak ki, o zaman zenginler, kendilerine emredilmediği halde, cimriliklerinden, ellerindekileri çok sıkı tutacaklar. Cenab-ı Hakk: "Aranızdaki fazileti unutmayın" buyurmaktadır (Bakara 237).
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da şunları yasaklamıştır: Bey'u'lmuzdar'ı, bey'u'lgarâr'ı, (meçhûlün satışı) ve salâhı ortaya çıkmadan meyve satışını."
Arapçası
وفي أخرى لأبى داوُدَ عَنْ عَلِيٍّ رضى اللَّه عنه قال:
[يَأتِى على الناسِ زمانٌ عَضُوضٌ يَعَضُّ المُوسِرُ فيهِ على مَا فِي يَدِهِ، وَيُبَايِعُ المُضْطَرُّونَ ولم يُؤْمَرُوا بذَلكَ. قال اللَّهُ تعالى: وَلَا تَنْسَوُا الفَضْلَ بَيْنَكُمْ وقدْ نَهى رسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم عن بَيْعِ المُضْطَرِّ، وعن بَيْعِ الْغَرَرِ، وعن بَيْعِ الثَّمَرَةِ قَبْلَ أنْ تُدْرَكَ]
[يَأتِى على الناسِ زمانٌ عَضُوضٌ يَعَضُّ المُوسِرُ فيهِ على مَا فِي يَدِهِ، وَيُبَايِعُ المُضْطَرُّونَ ولم يُؤْمَرُوا بذَلكَ. قال اللَّهُ تعالى: وَلَا تَنْسَوُا الفَضْلَ بَيْنَكُمْ وقدْ نَهى رسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم عن بَيْعِ المُضْطَرِّ، وعن بَيْعِ الْغَرَرِ، وعن بَيْعِ الثَّمَرَةِ قَبْلَ أنْ تُدْرَكَ]
Kaynak
Ebu Dâvud, Büyû 26 (3382).
Açıklama
Bey'u'lgarârı yukarıda açıkladık. Bey'u'lmuzdar'a gelince, bu, iki çeşittir:
1- Mal sahibine, zor kullanarak, satmaya icbar etmek. Bu akid fâsidir.
2- Mal sâhibi, borç veya geçim sıkıntısı sebebiyle elindeki malını zararına satmaya çalışır.
Dindarlık ve mürüvvetin gereği, böyle daralanın malını almak değil, ona anlayış göstermek, karz-ı hasende bulunmak veya borcunun ödeme müddetini te'hîr etmek gibi yollarla yardım etmektir. İkinci şıkka giren bey'u'lmuzdar fâsid sayılmaz, sahîhtir, ancak kerâhetten hâlî değildir.
Şârihler bey'u'lgarar'ı meçhulün satışı olarak izah ederler: Sudakı balık, havadaki kuş, denizdeki inci, kaçmış olan köle, bağından boşanmış deve, açılıp görülmeyen bohçadaki elbise, kapalı evdeki yiyecek, henüz doğmamış hayvan yavrusu, henüz meyvelenmeyen ağacın meyvesi gibi, fiilen olup olmayacağı henüz kesinlik kazanmayan eşyanın satışı bu gruba girer. Burada aldatma pek zâhirdir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu çeşit aldatıcı alışverişleri yasaklamıştır.
Bey'u'lhasat'a gelince, bu üç şekilde olur:
1-Satıcının "Attığım şu taşın değdiği kumaşı" veya "Buradan taşın düştüğü yere kadar olan tarlayı sattım" demesi.
2- Satıcı: "Ben bu taşı atıncaya kadar satışı bozmada muhayyer olman şartı üzerine sana satıyorum" demesi.
3- Bizzat taşın atılışını satışın kesinlik kazanması kılarlar, bu durumda satıcı şöyle der: "Bu elbiseyi taşı attım mı bu sana satılmış demektir."
Cahiliye devrine ait olan bu çeşit hileli alışverişleri Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) yasaklamıştır.
1- Mal sahibine, zor kullanarak, satmaya icbar etmek. Bu akid fâsidir.
2- Mal sâhibi, borç veya geçim sıkıntısı sebebiyle elindeki malını zararına satmaya çalışır.
Dindarlık ve mürüvvetin gereği, böyle daralanın malını almak değil, ona anlayış göstermek, karz-ı hasende bulunmak veya borcunun ödeme müddetini te'hîr etmek gibi yollarla yardım etmektir. İkinci şıkka giren bey'u'lmuzdar fâsid sayılmaz, sahîhtir, ancak kerâhetten hâlî değildir.
Şârihler bey'u'lgarar'ı meçhulün satışı olarak izah ederler: Sudakı balık, havadaki kuş, denizdeki inci, kaçmış olan köle, bağından boşanmış deve, açılıp görülmeyen bohçadaki elbise, kapalı evdeki yiyecek, henüz doğmamış hayvan yavrusu, henüz meyvelenmeyen ağacın meyvesi gibi, fiilen olup olmayacağı henüz kesinlik kazanmayan eşyanın satışı bu gruba girer. Burada aldatma pek zâhirdir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu çeşit aldatıcı alışverişleri yasaklamıştır.
Bey'u'lhasat'a gelince, bu üç şekilde olur:
1-Satıcının "Attığım şu taşın değdiği kumaşı" veya "Buradan taşın düştüğü yere kadar olan tarlayı sattım" demesi.
2- Satıcı: "Ben bu taşı atıncaya kadar satışı bozmada muhayyer olman şartı üzerine sana satıyorum" demesi.
3- Bizzat taşın atılışını satışın kesinlik kazanması kılarlar, bu durumda satıcı şöyle der: "Bu elbiseyi taşı attım mı bu sana satılmış demektir."
Cahiliye devrine ait olan bu çeşit hileli alışverişleri Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) yasaklamıştır.
Ravi
Kategori
Ana kategori : Bey (alım-satım) bölümü
Alt kategori : Bey'u'l-garar ve diğerleri hakkında