Buradasınız
Hadis-i Şerif
Hz. Abdurrahman İbnu Ebi Ukbe (Radıyallahu Anh), babasından naklediyor:
Babası İran asıllı bir azadlı idi. Der ki:
- "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Uhud Savaşı'na katıldım. Müşriklerden bir adama darbeyi indirdim ve: "Al, bu sana benden, ben İranlı bir köleden!" dedim. (Sözlerimi işitmiş bulunan) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana doğru baktı ve: "Niye, ben Ensari bir köleyim demedin? Bir kavmin kızkardeşlerinin oğlu o kavimden sayılır" dedi. Bu hadisin son cümlesi yani, اِبْنُ اخْتِ الْقَوْمِ مِنْهُمْ ibaresi diğer kitaplarda da yer alır.
Babası İran asıllı bir azadlı idi. Der ki:
- "Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte Uhud Savaşı'na katıldım. Müşriklerden bir adama darbeyi indirdim ve: "Al, bu sana benden, ben İranlı bir köleden!" dedim. (Sözlerimi işitmiş bulunan) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana doğru baktı ve: "Niye, ben Ensari bir köleyim demedin? Bir kavmin kızkardeşlerinin oğlu o kavimden sayılır" dedi. Bu hadisin son cümlesi yani, اِبْنُ اخْتِ الْقَوْمِ مِنْهُمْ ibaresi diğer kitaplarda da yer alır.
Arapçası
وعن عبدالرحمن بن أبى عُقْبة عن أبيه. «وكان مولى من أهل فارس» قال: [شَهِدْتُ معَ النَّبىِّ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) أحُداً فَضَرَبْتُ رَجُلًا مِنَ المُشْرِكِينَ فَقُلْتُ خُذْهَا وَأنَا الْغُلَامُ الفَارِسىُّ. فَالْتَفَتَ إلىَّ النّبىُّ (صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ) فقَالَ: هَلاًّ قُلْتَ وَأنَا الْغُلَامُ الأ نْصَارِىُّ إنَّ ابنَ أخْتِ الْقَوْمِ مِنْهُمْ، وَإنَّ مَوْلى الْقَوْمِ مِنْهُمْ]. أخرجه أبو داود .
Kaynak
Ebu Davud, Edeb 121, 5/23, İbnu Mace, Cihad 13, (2784), Buhari, Feraiz 24, Tirmizi, Menakıb 85, (3897), Nesai, Zekat 96, (5, 106), Müslim, Zekat 133, (1059)
Açıklama
Ebu Davûd, merhum, bu rivayeti, Asabiyet Babı adını verdiği bir başlık altında kaydeder. Asabiyet, Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm)'ın aynı babta kaydedilen bir hadisinde, "kişinin kavmine zulümde yardımcı olmasıdır" diye tarif edilir. Bugünkü karşılığı ırkçılıktır. İslâm, ırkçılığı reddeder. Bu sebeple, bir cemiyette bulunan ırkî azınlıkların, milliyet yönüyle kendilerini bulundukları cemiyetten saymaları prensibini vazetmiştir. Burada mezkur prensibin tatbikatına canlı bir örnek görmekteyiz: Kendisini İranlı bilen bir köle Müslüman, Müslümanlarla birlikte Uhud Savaşı'na katılır. Mekkeli bir müşriğe kılıcıyla darbesini indirirken, o zamanın âdeti üzerine kendisini tanıtır: "Ben İranlı bir köle falanca!"
Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) müdâhale ederek, kendini Ensârî olarak tanıtmasını söyler ve prensip vazeder: "Bir kavmin kızkardeşinin oğlu o kavimden sayılır." Burada "kızkardeşinin oğlu" tâbiriyle, kavim içinde yer alan, kan bağı bulunmayan azınlıkların kastedildiği açıktır.
Hemen belirtelim ki, düşmanına öldürücü darbeyi indirirken kişinin kendisini tanıtması, o devirde câri olan bir âdettir; böylece Secâat arzederek iftihar etmiş, övünmüş olmaktadır. Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) buna karşı çıkmıyor. Kendisini Ensarî olarak tanıtmamış olmasına karşı çıkıyor. Çünkü bir kavmin içinde yaşayıp, bir kısım hukukî, içtimâî, örfî bağlarla bağlanan kişi artık onlardandır. Bu keyfiyet مَوْلَى الْقَوْمِ مِنْهُمْ "Bir kavmin azadlısı onlardandır" şeklinde de ifade edilmiştir. Yanında sır ifşâsından, yardımlaşma, sevgi, meşveret gibi pek çok bağlarla bağlanarak kederde ve sevinçte müştereklik sebebiyle aralarında kader birliği hâsıl olan kimselerin, kendilerini, kan farklılığı sebebiyle ayrı hissetmelerini İslâm tecviz etmiyor. İslâm'da madde değil mâna, kan değil ideal birliği, -temel prensiplerini iman esaslarının oluşturduğu- kültür birliği mühimdir
Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) müdâhale ederek, kendini Ensârî olarak tanıtmasını söyler ve prensip vazeder: "Bir kavmin kızkardeşinin oğlu o kavimden sayılır." Burada "kızkardeşinin oğlu" tâbiriyle, kavim içinde yer alan, kan bağı bulunmayan azınlıkların kastedildiği açıktır.
Hemen belirtelim ki, düşmanına öldürücü darbeyi indirirken kişinin kendisini tanıtması, o devirde câri olan bir âdettir; böylece Secâat arzederek iftihar etmiş, övünmüş olmaktadır. Resûlullah (Aleyhissalâtu Vesselâm) buna karşı çıkmıyor. Kendisini Ensarî olarak tanıtmamış olmasına karşı çıkıyor. Çünkü bir kavmin içinde yaşayıp, bir kısım hukukî, içtimâî, örfî bağlarla bağlanan kişi artık onlardandır. Bu keyfiyet مَوْلَى الْقَوْمِ مِنْهُمْ "Bir kavmin azadlısı onlardandır" şeklinde de ifade edilmiştir. Yanında sır ifşâsından, yardımlaşma, sevgi, meşveret gibi pek çok bağlarla bağlanarak kederde ve sevinçte müştereklik sebebiyle aralarında kader birliği hâsıl olan kimselerin, kendilerini, kan farklılığı sebebiyle ayrı hissetmelerini İslâm tecviz etmiyor. İslâm'da madde değil mâna, kan değil ideal birliği, -temel prensiplerini iman esaslarının oluşturduğu- kültür birliği mühimdir
Kategori
Ana kategori : Cihad bölümü
Alt kategori : Cihada niyette sıdk ve ihlas